Alaçatı sokakları plato oldu - Gazetem Çeşme Yerel Siyasi Ticari Gazete

PostHeaderIcon Alaçatı sokakları plato oldu
+   --   0

Alaçatı sokakları plato oldu

 

Rum mimarisinin izlerini taşıyan Alaçatı, dar sokakları ve tipik taş evleri ile dikkatleri üzerine çekerken, film yapımcıları ve klip çeken yönetmenler de Alaçatı görüntülerini çekimlerine yansıtmaya devam ediyorlar.

Alaçatı’nın büyüleyen sokakları ve tipik taş evleri, saz sanatçısı ve besteci Adem Arslandoğan’ın da kendi bestesi olan Karacaoğlan’ın “Alagözlü Yarim” adlı parçasına çektiği klipe plato oldu. Arslandoğan, yeni klibini, Alaçatı’nın değişik sokaklarında, uzun bir çalışma sonunda çektirdi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çeşme Şubesi Başkanı Sedat Mutlu ve derneğin tiyatro ekibi, Adem Arslandoğan’ı klip çekimi sırasında ziyaret ederek başarılar dilediler.

Klibi ve sanata bakışı ile ilgili açıklamalar yapan Arslandoğan, klip çekimi için dünya markası olmuş Alaçatı’yı özellikle seçtiklerini belirterek, “Alaçatı’daki Rum mimarisi de benim çok beğendiğim bir tarz. Bu eski yapılardaki yaşanmışlıklar, beni yıllardır çekiyordu. Karacaoğlan, Anadolu’nun en önemli isimlerinden birisi, dünyanın tanıdığı bir isim. O nedenle, çektiğimiz klip için dünyanın tanıdığı Alaçatı’yı özellikle seçtik. Ayrıca Çeşme’de yakından tanıdığımız dostlar var. Onlara da yakın olmak istedik. Alagözlü Yarim bestem için klip çekmemin nedeni, Anadolu insanlarının yüreğini titretecek ezgisi var. Karacaoğlan da sevdayı en iyi anlatan bir ozanımız. Müzikle söz, birbirine denk geldi. Türkü kokuyor” diye anlattı.

 

1967 yılında, Sivas’ın Divriği ilçesinde doğduğunu belirten Arslandoğan, kendisini şöyle tanıttı; “1983 yılında Ankara’ya geldim. Çeşitli mesleklerde çalıştım. O arada bestecilik yönümü keşfettim. İhsan Öztürk’ten bağlama ve nota dersleri aldım. Bestecilik yönümü keşfedince türkü yapmaya başladım. Bir de sevdalandım. Arkasından söz de yazmaya başladım. Bugüne kadar beş yüzün üzerinde türküm var. Hala da üretmeye devam ediyorum” dedi.

 

Pir Sultan’dan, Hallacı Mansur’a kadar ozanlara ve aşıklara birçok zulüm yapıldığını hatırlatan Adem Arslandoğan, “Günümüze gelirsek, bağlamayı bir başkaldırı silahı olarak görüyorlar. Çünkü, ozanın sözü, halkın yaşadığı sorunları dile getiren bir yapısı var. Zaten türkü, oralardan çıkıyor. Türkü, birebir yaşanmışlıktır. Onun için ozanlara, sanatçılara baskı var. Toplumun derdini, acılarını, açlığını, sevdasını türküler anlatıyor. Onun için baskı var. Sanatçı, özgür düşünen kişidir. Sanatçı, toplumun bir adım önünde giden, ışığı ilk hisseden kişidir diyoruz ya, onun için sanatçılara baskı var. Benim gibi türkü yakan insanlar da, olayları ezgileriyle, şiirleriyle anlattıkları için baskı var. Sanatçılardan zalimler korkarlar. Yaptıkları zulümü, yüzlerine sanatçılar vuracağı için korkarlar. Zulüme, baskıya karşıyız, direneceğiz. Millete namussuzluk yapana, ‘namussuz’ diyerek türkü yakıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

 

 


Haber Resimleri

Haberi Paylaş

Habere Oy Verin

Habere Henüz Puan verilmemis.
Bu Habere Puan Verin: 0 1 2 3 4 5

Yorumlar


  Bu haber Yoruma Kapalı.
 
 

Tavsiye Et

*: Her satıra bir e-posta adresi yazarak birden fazla adrese aynı anda mesaj gönderebilirsiniz. (En fazla 10 adres yazabilirsiniz.)