Çeşme Hakkında - Gazetem Çeşme Yerel Siyasi Ticari Gazete

Çeşme Hakkında

Egenin havası, insanlarının sıcaklığı, doğal güzellikleriyle bilinen Çeşme, plajları, gece hayatı, modern tesisleriyle de ziyaretçilerine keyifli bir tatil sunuyor. Yeni açılan mekanlar, plaj partileriyle oldukça hareketli bir gece hayatı yaşayabilir veya düzenlenen çeşitli festivallerle tatilinize renk katabilirsiniz. Her bütçeye uygun konaklama imkanı bulunan şirin beldesi sizleri bekliyor.

 

Nasıl Gidilir?

 

Çeşme’de bir hava limanı henüz bulunmamaktadır. Uçakla geliyorsanız önce İzmir Adnan Menderes Havaalanı’nda indikten sonra İzmir-Urla-Alaçatı-Çeşme hattından 80 km’lik bir otoyolla Çeşme’ye karadan ulaşabilirsiniz

İzmir`e 77 Km`lik dar bir asfalt, 80 Km`lik otoyol olmak üzere iki yolla bağlanan Çeşme`nin ulaşım merkezi İzmir`dir. Kara, hava ve deniz yoluyla gelen turistler önce İzmir`e Çeşme ve Ildırı`ya çalışan otobüslerle turizm mevsiminin en kalabalık günlerinde dahi ihtiyacı rahatlıkla karşılar. Çeşme ilçe merkezi, otobüs ve minibüslerin son durağıdır. Çiftlik, Dalyan, Alaçatı, Reisdere, Ovacık ve diğer plajlara minibüs ve belediye otobüsleri çalışmaktadır.

 

 

Muhteşem Plajlar

29 km`lik Çeşme kıyı şeridi boyunca göreceğiniz birbirinden güzel plajların her birinden ayrı bir keyif alacaksınız.Çünkü, Çeşme öyle güzel bir ev sahibidir ki ; her zaman tertemiz denizi, eşine az rastlanır yumuşacık kumsalları ve bunalmadan istediğiniz bronzluğa ulaşabileceğiniz güneşiyle kucaklar sizi. Dingin bir denizde serinleyip sonra da sımsıcak kumsal da sakince güneşlenmek mi,bir yat kiralayıp adaları gezmek mi, dalış tüpünüzü takıp derinlerdeki zenginliği keşfetmek mi yoksa surf tahtanızı alıp rüzgarla dansetmek mi istiyorsunuz? Düşlemeniz bile yeter. Çeşme hepsini önceden düşünmüş ve her bir plajını farklı bir alternatif olarak hazırlayıp hizmetinize sunmuştur sanki.

İşte en önemli plajlardan birkaçı:

ILICA :2 Km`ye yakın uzunluktaki geniş ve beyaz kumlu
plajları, nitelikli konaklama tesisleri ve termal olanaklarıyla Çeşmenin en büyük ve popüler turizm merkezidir.
Deniz`in içinden kaynayan sıcak termal suları, ılıca plajını ve yöredeki diğer plajları büyük birer termal havuz haline getirir. Ilıca`daki büyük, küçük konaklama tesisleri, yoğun bir turist kapasitesinin ihtiyacını karşılayabilecek durumdadır. Ilıca`nın önemini arttıran en önemli husus, termal olanaklarıdır. Birçok küçük, otel ve pansiyonlarda bile kaplıca suyu vardır. Çeşme plajlarının ve özellikle ılıca plajının en önemli özelliklerinden biri de, kıyıdan denize doğru yaklaşık yüz metrelik bir şeridin insan boyunu geçmeyecek derinlikte olmasıdır. Sığ sularda, özellikle termal kaynaklarla beslenen sularda ultraviyole ışınlarının insan sağlığına çok daha fazla yararlı olduğu bilimsel bulgularla kesinleşmiştir. Bunların yanı sıra , bu plajlardan çocukların yararlanma olanakları, sağlık ve can güvenliği bakımından elverişlidir. Ilıca`nın en büyük konaklama tesisi bu plajın kenarında yer almaktadır. Aynı zamanda Turizm Bakanlığından belgeli bir tesistir.

BOYALIK KOYU : Yaklaşık 5 Km. uzunluğunda çok güzel plajlara sahip bir koydur. Ilıca plajının karakteristiklerini gösteren bu koy, bugün Çeşme`nin en hızlı gelişen turizm alanlarından biridir. Koyun orta kısmında yer alan Kalem Burnunun karayla birleştiği yerde, yapıldığı yıllarda Türkiye`nin en büyük ve en modern konaklama tesislerinden biri olan ALTINYUNUS TATİL KÖYÜ ve Marinası bulunmakta olup köyün tüm doğal zenginliklerini turistin hizmetine sunmaktadır. Bu koyun kuzey rüzgarlarına kapalı en sakin plajı SAKİN DENİZ (Ayayorgi) plajıdır. Kıyısındaki lokantaları ve kamp yerleriyle gerçekten sakin ve dinlendirici bir köşedir.Kıyısındaki lokantaları ve kamp yerleriyle gerçekten sakin ve dinlendirici bir köşedir.

ŞİFNE-BÜYÜK LİMAN-PAŞA LİMANI : Ilıca plajı merkez olmak üzere kuzeydoğu yönünde Şifne`ye kadar uzanan kıyı bandı, güzel plajları ve kaplıcalarıyla değerli bir merkez oluşturur. Büyük Liman, Paşa Limanı koyları, turistik tesislerin, kamp alanlarının ve toplu yazlık konutların toplandığı bir yerdir. Şifne, kaplıcalarıyla ünlü bir merkez olup, çok sayıda temiz ve düzenli pansiyon hizmet vermektedir. Ilıca merkezine yaklaşık 5 Km. uzaklıktaki bu önemli turizm merkezine ulaşım Ilcadan sağlanır.

ILDIRI : Antik Erythria kentinin bulunduğu Ildırır ve yöresi, doğal plajları ve kamp alanlarını bakımından kampçılar için ilginç, bir yöredir. Çeşme ilçe merkezine 22 km. Ilıca`ya 15 km. uzaklıktaki bu tarihi ve doğal zenginliklere sahip yöreye ulaşım Şifne`den sonra stabilize bir yolla yapılmaktadır.

DALYAN VE SAKIZLI KOY :
Çeşme yarımadasının kuzey kıyılarında yer alan bu turistik merkezler, tipik balıkçı mahallesi, evleri, limanı, plajları ve insanlarıyla Ege yaşantısının ve doğal güzelliklerinin toplandığı bir yöredir. Bu yöre, Çeşme ilçe merkezine 4 Km. uzaklıktadır. Dalyan köyde çok sayıda kaliteli pansiyon yerli ve yabancı turistlerin hizmetindedir.

ÇİFTLİKKÖY VE PIRLANTA PLAJI : Çeşme ilçe merkezinin güney ve güneybatısında yer almaktadır. Bu yörenin en önemli plajları PIRLANTA-TURSİTE ve ALTINKUM plajlarıdır. Kaliteli Motel ve pansiyonlarıyla çok sayıda turisti ağırlayabilecek kapasiteye sahiptir. Ayrıca kamping yapmak için uygun alanlar vardır. Çeşme bölgesinde hakim olan kuzey rüzgarlarına kapalı bulunan bu plajlar, Çeşme ilçe merkezine yaklaşık 10 Km. uzaklıktadır.

ÇATAZMAK PLAJI : Ulaşım Çeşme ilçe merkezinden sağlanır. İlçe merkezine uzaklığı 5 km.`dir.

EŞEK ADASI : Eski adıyla “GONİ” olarak bilinen günümüzün Eşek Adası Çeşme`den yatlarla bir saat uzaklıkta, temiz koyları ve konuksever eşekleriyle günübirlik yat gezintileri için ideal bir yerdir. Doğal konumu itibariyle kuzey rüzgarlarına kapalı olan koylarında sualtı ve su üstü sporları yapmaya çok elverişlidir. Adanın tamamı maki ile kaplıdır ve üzerinde yaşayan eşeklerin yaşayabilmesi için rüzgarla çalışan bir tatlı su kuyusu bulunmaktadır. Bahar aylarında yolunuz düşerse sizleri yaban nergisleri, katır tırnakları ve kekiklerin sarhoş eden kokusuyla karşılaşırsınız. Ada tamamen turistik amaçlara hizmet etmekte olduğundan ve Milli Parklar kapsamında olduğundan gece konaklaması mümkün değildir. Adanın hemen yanında bulunan Karaada, doğal bir akvaryum görünümünde olan Mavi Koy sizi büyüleyen bir uğrak yeri olacaktır.

Tarihi Yerler

KALE : Çeşme kalesi, 1508 yılında Osmanlı Padişahı 2. Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Kalenin ilk inşaatı tam deniz kıyısına yapılmıştı. Ancak, sonraki yıllarda denizin doldurulması sonucu bugünkü halini almıştır. Kale ve Liman, ticaret ve savaş gemilerini kötü hava koşullarına ve düşman saldırılarına karşı korumaktaydı. Kalenin güney kapısı, Osmanlı mimarisinin bütün özelliklerini taşımaktadır. Kale içinde müze mevcut olup, müzede Ildırı (Eritre)’den çıkarılan arkeolojik eserler sergilenmektedir.

KERVANSARAY: 1529 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan iki katlı kervansaray, tipik Osmanlı dönemi kervansaraylarından biridir. Bir benzeri de Kuşadası’nda (Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı) bulunan yapının mimarı Ali Pabuççu’nun oğlu Ömer’dir. “U” biçiminde bir plana sahip olan yapının ortasında geniş bir avlu, bu avlunun çevresinde de dükkan, depo ve odalar yer almaktadır. Bir veya birkaç merdivenle birinci kata çıkılır, burası da biçim bakımından zemin katına benzer. Yolcular özellikle yabancı tüccarlardır. Bunlar oralarda ya hayvanlarıyla geceyi geçirebilecekleri bir konut veya şehirlerde mallarını koyacak ve satacak bir yer bulurlar. Kervansarayın restorasyonu tanımlamakta olup, otel olarak günümüzde hizmet vermektedir

ÇEŞMELER : Çeşme’nin tipik Ege mimarisi özelliklerine sahip pek çok yapısının yanısıra, adını aldığı Osmanlı dönemi çeşmeleri de, bu mimari zenginliğe ayrı bir değer kazandırır. İlçe merkezi planında yerleri belirlenen bu çeşmelerden Anonim Çeşme 1792 yılında, Kaymakam Çeşme de 1829 yılında yaptırılmıştır.


 

TÜRBELER : 18. Yüzyıla ait altıgen planlı bir türbedir. Osmanlı türbe mimarisinin temel karakteristiklerini yansıtmaktadır. İlçe merkezi planında yeri belirlenmiştir.

CAMİLER : Camilerin tümü 19. Yüzyıla aittir. Bugün kullanılmakta olan bu camilerden Hacı Memiş Camii 1832 yılında, Hacı Mehmet Camii 1842 yılında inşa edilmiştir.

ÇEŞMEKÖY : “Eski Camii” olarak da anılan yer, Çeşme ilçe merkezinin 2 Km. güneyindedir. Bizans egemenliği sırasında 1. Kılıç Arslan`ın kayınpederi Emir Çaka, yarımadayı ele geçirince, 1081 yıllarından Çeşme`ye gelmiş ve Oğuz Boylarından gelen Türkleri bu merkeze yerleştirmiştir. Halen bir cami kalıntısı ve geniş mezarlığıyla 11. Yüzyıl Türk yerleşmelerine ait ilginç bir örnektir.
Erythrai, Çeşme merkezine 27 Km. uzaklıkta küçük adacıkları olan güzel bir koyun üzerinde kurulmuştur. Arkeolojik kalıntılarda M.Ö. 3000 de Erythoros yönetiminde olan kolonistler tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır. Şehrin kuruluşunu müteakip bir süre krallıkla yönetildiği bilinmektedir. M.Ö. 7. y.y. da iyon şehirleri arasında oluşturulan dini ve siyasi birlik olan “Panionion” a girmiştir. Pers egemenliğinden kurtulmak için gerek Yunanistan`daki ve gerekse Anadolu`daki şehirlerin sık sık girişimlerde bulundukları bilinmektedir.

Nitekim Erythrai de Grek donanmasının yakılması ve başarısızlıkla sonuçlanan Lade Deniz Harbine (M.Ö. 494) iştirak etmişler ve daha sonra Attik-Delon Deniz birliğine de katılmıştır. M.Ö. 4 y.y da Karia`daki Pers satrapı Mausolos`a ile de dostane ilişkilerinin olduğunu, öyle ki Erythrai`liler Mausolos`a duydukları şükran hissinin bir ifadesi olarak onun Tunç`tan yapılma, altın saçlı heykelini de Agoraya dikmişlerdi. Perslerle Mausolos dolayısıyla olan bu yakınlaşma Erythrai`lilerle büyük ilişkileri bulunan Atameus Kralı Hermias`ın M.Ö. 345 de Perslere karşı harekete geçmesiyle bozulmuş, otonomisini kaybetmiş, ancak M.Ö. 334 de İskender`in şehri almasıyla bağımsızlığa kavuşmuştur. M.S ki asırlarda Erythrai hakkında pek bilgi bulunamamaktadır. Önemini de yitirdiği için, Bizans egemenliğinde köy hüviyetine girmiştir. On birinci asra kadar Ephesos metropolitine bağlı piskoposluk şeklinde görülen Ertyhrai`nin Çaka Bey`den sonra Türk egemenliğine girdiği bilinmektedir. Kesin olarak Türk egemenliğine girdiği 1336 dan sonra Erythrai, Erythre, Rhtrai Lythri şeklinde değişiklikler gösteren bu yerleşme yeri, 16.y.y.`dan sonra İlderen ve Ildırı halini almıştır.

Kaynaklardan Erythrai akropolünde Athena mabedinin bulunduğu bilinmektedir. Yapılan kazılarda mabedin kendine ait mimari eleman çıkmamış olmakla beraber Arkaik devre ait altın fildişi , bronz ve fayanstan mamul bir çok küçük eserle, birinci sınıf işçilik gösteren vazo parçaları, heykel ve heykelcilikle ilgili adak eserleri bulunmuştur. Akropolün batı eteğinde köyün evleri ile düz alan arasında resmi Agoranın bulunması kuvvetle muhtemeldir. Antik kaynaklardan öğrendiğimize göre Agora`da Artemisia`nın altın çelenkli heykelinin bulunduğunu öğrenmekteyiz. Ancak şu anda bunun yeri belli değildir. Erythrai`den çıkarılan taşınabilir eserlerin tümü İzmir Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

 

Dalış Aktiviteleri ve Mekanları

eşme: Çeşme izmirden 75 km uzaklıkta izmir’in en renkli beldelerinden biridir. Bilhassa gece hayatı çok meşhurdur. Yarımadanın güney batı ucunda yeralan bu ilçemizde Osmanlı Rus deniz savaşlarından kalan eserlerinde sergilendiği antik bir kale bulunmaktadır, ziyaret etmenizi şiddetle tavsiye ederiz. Rüzgarları ile son derece meşhur olan bu ilçemiz bütün dünyadaki sörf meraklıları tarafından rüzgar sörfü için en iyi yerlerden biri olarak gösterilmektedir.

Fener adası: En fazla 15-18 metreye kadar derinlesen bu ada akıntı dalışından hoşlananlar için ideal bir bölgedir. Þansınız varsa adanın daimi ziyaretçilerinden foklarla karşılaşabilirsiniz.
Ada etrafında iki dalış noktası vardır. Her iki dalış noktasında fazla derin olmayan dip yapısından dolayı genelde ikinci dalışlar için kullanılmaktadır. Derinlikleri 18 metre olan yörede yapılacak dalışlarda renkli dip yapısı ilginizi çekecektir. Her türlü sünger ve mercanın bulunduğu ada yöresinde karagöz, sarpa gibi küçük sürü balıkları dalışa renk katmaktadır. Kimi kez fokların görüldüğü adada birkaç eski fok mağarası da bulunmaktadır. Dalışlar sırasında koruma altında olan foklar ile karşılaşılsa bile yaklaşmamaya özen gösterilmektedir.

Yatak adası: Derinliğin 40 metreye kadar gittiği bu ada yaklaşık 8-10 metre derinlikte yer alan muhteşem mağarası ile ünlüdür. Genellikle günün son dalışı için tercih edilir.
Adanın batısında yer alan iki mağara girisi ve içindeki süngerlerin kapladığı alan ile olusan renkli cümbüşü makro ve geniş açı fotoğraf çekenler için oldukça uygundur.

Geniş açı objektif ile içeriye girdikten sonra dışarıya baktığınızda karanlığın önündeki turkuaz renkli mavilikler sizi etkileyecektir. Süre geçirmeden kameranızın ayarlarını yapıp klasik bir mağara çekimi gerçekleştirin.
Mağara içine en az 3-5 kiiinin girebileceği kadar büyüktür. Ikinci dalışınızda makro objektif ile dalmanız, mağara duvarlarının yanı sıra taşların bitip kumun başladığı yerlerde de ayrı bir coşkunun barındığını hatırlatılır.

Eşek adası: Etrafında birçok dalış noktası olmasına rağmen yarık kaya noktası adanın en güzel yeridir. Derinlik 50-60 metrelere kadar inmektedir, özellikle üstü 20 metrelerden başlayıp dibi 40 metrelere kadar inen doğu duvarı her dalıcının görmek isteyeceği bir yerdir.

İldiri körfezi: Geçen seneye kadar yasak bölge olan bu bölgedeki mağara resifi en güzel dalış yeridir. Sığlığın batıya bakan tarafında güneyden kuzeye doğru yaklaşık hemen hemen 70 metre uzunlugunda bir duvar uzanmaktadır. üst kısmı yüzeye yaklaşık 8 metre derinlikte olan bu duvarın derinliği 12 metreden 35 metre derinliğe kadar gitmektedir. 21 meter cıvarında birbirine bağlı 3 adet mağara bulunmaktadır ve bu mağaraların bir tanesinin sığlığın ortasında 12 metre cıvarına bir çıkışı vardır. Dip yapısı bulanmaya çok müsaait oldugu için acemi dalıcıların magaraya girmesi uygun degildir.

 

Rüzgar Sörfü Cenneti

RÜZGARIN OYUN BAHÇESİ ALAÇATI…

İzmir Çeşme otobanında hızla ilerlerken birden gözünüze,kocaman beyaz kanatlarıyla gökyüzünü kulaçlayan modern yeldeğirmenleri takılır.Ardından taş binaları,çıplak tahta kollarıyla eski ve yorgun değirmenlerin,sizi bir rüzgar ülkesine çağırdığını fark edersiniz.Bütün bunlara bir de denizin tuzlu ve serin kokusunun eklendiğini duyarsanız, Alaçatı’ya geldiniz demektir. Önünüze iki zorlu seçenek çıkıverir Alaçatı’da. Ya masmavi sularda koşuşturan rengarenk windsurf’lerin oyununa katılacaksınız,ya da yorgun yeldeğirmenlerinin gölgesinde,Anadolu kültürünün yansıdığı renkli sokaklara dalacaksınız.Olasılıkla da kararı sizin yerinize,tepenizde yükselen güneş verecek. Kendinizi bir anda,küçük yat limanına ve Alaçatı koyuna ulaşan yolda bulabilirsiniz. Alaçatı koyu,Ege kıyılarında yer alan pek çok koydan biri.Ama,iki önemli özelliği onu windsurf yapanların cenneti haline getirmiş.Biri hiç dinmeyen rüzgarı,diğeri denizini kıyıdan altmış-seksen metreye kadar bir buçuk metreyi geçmeyen derinliği.

 


Rüzgar sörfü yapmak istiyorum. Ama nerede yapabilirim. Bu sörfcülerin bir klubü varmı diyorsanız buyrun öyleyse. Alaçatı Windsurf Kulübü JOY bünyesinde Türkiye’nin ilk ve tek Windsurf Kulübü olarak kuruldu, Türkiyeyi temsil edebilecek sporcu yetiştirmek anlayışı çerçevesinde, Olimpik ve Fun-board windsurf okulları AWP bünyesinde faaliyetlerine 2002 sezonunda başlayacaklar. Sizde bu klübe üye olmak istiyorsanız çok kolay. Önce www.alacati.com adresine giriyorsunuz. Sitede club membership butonu var ona tıklayın ve formu doldurup üye olun. Çok kolay. Size bir tişört ve üyelik kartı gönderiyorlar. Sonra ver elini rüzgar söfü yapmaya.. İzmir Çeşme otobanında hızla ilerlerken birden gözünüze,kocaman beyaz kanatlarıyla gökyüzünü kulaçlayan modern yeldeğirmenleri takılır.Ardından taş binaları,çıplak tahta kollarıyla eski ve yorgun değirmenlerin,sizi bir rüzgar ülkesine çağırdığını fark edersiniz.Bütün bunlara bir de denizin tuzlu ve serin kokusunun eklendiğini duyarsanız,Alaçatı’ya geldiniz demektir. Önünüze iki zorlu seçenek çıkıverir Alaçatı’da.Ya masmavi sularda koşuşturan rengarenk windsurf’lerin oyununa katılacaksınız,ya da yorgun yeldeğirmenlerinin gölgesinde,Anadolu kültürünün yansıdığı renkli sokaklara dalacaksınız.Olasılıkla da kararı sizin yerinize,tepenizde yükselen güneş verecek. Kendinizi bir anda,küçük yat limanına ve Alaçatı koyuna ulaşan yolda bulabilirsiniz. Alaçatı koyu,Ege kıyılarında yer alan pek çok koydan biri.Ama,iki önemli özelliği onu windsurf yapanların cenneti haline getirmiş.Biri hiç dinmeyen rüzgarı,diğeri denizini kıyıdan altmış-seksen metreye kadar bir buçuk metreyi geçmeyen derinliği.

 


Haritaları ve kaptanlığı ile tanıdığımız Piri Reis de “Kitab-ı Bahriye”de “Alaca at limanında deniz yufkadır”derken koyun dalgasız olduğunu kastetmiş.Yani onca rüzgara rağmen koyda dalga yüksekliği sörfçülerin tadını kaçıracak boyuta ulaşmıyor. Alaçatı’da rüzgar,yaz boyunca kuzey yönlerinden 15-25 kts(knots)süratle esiyor.Mayıstan ekime kadar süren rüzgar sezonunda,”Yetmiş iki milletten”windsurf yapanla karşılaşıyorsunuz Alaçatı’da.Karavanı veya çadırı ile gelip bütün sezonu burada geçirenler olduğu gibi,sadece yarışmalar sırasında uğrayanlar da var.Kıyıdaki sörf okulları ile hem koyda hem Alaçatı’nın içindeki otel ve pansiyonlar,deniz ve rüzgar tutkunlarını ağırlıyor. Alaçatı koyunun bir buçuk metreyi geçmeyen derinliği,aynı zamanda yeni başlayan sörfçüler içinde iyi bir eğitim sahası.Bu özelliğinden dolayı koy,hem ustalar hem de acemiler için gözde bir sörf merkezi.Usta delikanlıyla yeni başlayan kardeşini veya kız arkadaşını birlikte sörf yaparken görebiliyorsunuz burada.Sığ sular acemilere omuz verirken,esriklenen imbat ustalarla oynaşıyor. Ulusal ve uluslararası pek çok yarışmanın düzenlendiği koy,aynı zamanda iyi bir antremen sahası da.1998-1999 Türkiye şampiyonu Bora Kozanoğlu da Alaçatı’yı mesken tutanlardan.Onu her an rüzgar ve denizle oynarken ya da yeni başlayanlara bir şeyler öğretirken görebilirsiniz. Alaçatı’nın denizi ve rüzgarı gibi,daracık sokakları da süprizlerle dolu.Parke taşlı Arnavut kaldırımlarının iki yakasında sıralı,uzun ve zor yılların olgunluğunu taşıyan,iki katlı taş evler…Pencerelerden,cumbalardan bakan her yaştan güler yüzlü insan.Alaçatı’nın sokaklarında,camisinde,antikacı dükkanında yörenin kültür zenginliğine tanık oluyorsunuz. Tabii,bu zengin kültür Alaçatı’nın ilginç tarihinden kaynaklanıyor.Çeşme yöresi 16.yüzyıla kadar,Anadolu’nun dış ticaret kapısıdır.Sakız adasına yerleşen Cenevizli tüccarlar,1566′da Osmanlıların Ada’yı fethetmesiyle bölgeyi terk ederler.Ve Çeşme yöresi ticari cazibesini İzmir’e kaptırır.1850′lili yıllarda Alaçatı’nın güneyindeki bataklığın kurutulmasında ve limanda çalıştırılmak üzere,çevre adalardan Rum işçiler getirilir.Adalı Rumlar Alaçatı’nın inşasına katılarak,buraya yerleşir,bağcılık yapmaya da başlarlar.Sonra Yugoslavya ve Makedonya’dan gelen göçmenler mesken tutar Alaçatı’yı.Ama savaş onları Anadolu’nun içlerine sürükler.Kurtuluş Savaşından sonra dönerler ve bu kez de aralarına Selanik,Girit ve İstanköy göçmenleri katılır.Onlarda tütüncülüğü armağan ederler yöreye,Bu tarihi med-cezirlerin izlerini Alaçatı’da görmek olası.Pazar yerindeki cami,cumbalı taş evler,değirmenler bu zorunlu kültür hareketlerinin tanığıdır hep.Yörenin tarihi onu hem yiten düşlerin,hem de filizlenen umutların diyarı yapmış.Günümüzde Alaçatı’nın tarıma elverişli topraklarında anason,zeytin,soğan ve enginar yetiştiriliyor.Bölgede turizmin yıldızı da parlıyor.Öyle ki,kışın sekiz bin olan nüfus,yazın elli bine ulaşıyor.Alaçatı Belediyesi de,her yıl Uluslararası Gençlik ve Çocuk Tiyatroları Festivali düzenleniyor. Alaçatı rüzgarı ve denizi yaşamak isteyelere olduğu kadar,Anadolu’yu tanımak isteyenlere de cömert davranıyor.Onunla tanışmaktan keyif alacaksınız