Atilla Erdem (Sağlık Olsun) / YAĞLAR DOST MU DÜŞMAN MI? - Gazetem Çeşme Yerel Siyasi Ticari Gazete

Atilla Erdem (Sağlık Olsun) / YAĞLAR DOST MU DÜŞMAN MI?

   YAĞLAR DOST MU DÜŞMAN MI?  19.1.2016 Atilla Erdem (Sağlık Olsun)
Atilla Erdem (Sağlık Olsun)
Diğer Yazıları

YAĞLAR DOST MU DÜŞMAN MI?
Eğer sadece evlilik programlarının ve moral bozucu haberlerin müptelası değilseniz,  sağlığınız ve yaşam tarzınızla ilgili bu son haberleri de belki duymuşunuzdur: “Yağlar, diyet halindeki iki ayaklı memeli yaratıklar için sanıldığı kadar kötü olmayabilirler.” Gerçekten de, yağların diyetlerimizdeki önemini açığa çıkaran araştırmalar devam ederken, geçmişte aklımıza gelmesi bile tasavvur edilemeyen bir soru var artık gündemimizde: “Daha fazla yağ yemeli miyim?”
Düşük yağlı diyet saplantılarıyla geçen son birkaç on yılın ardından, daha fazla yağın tüketilmesi gerektiği düşüncesi artık anlaşılmaz gelmiyor. 
Alışveriş merkezlerini ve büyük marketleri gözlemlediğimizde, bazı insanların yağı azaltılmış veya yağsız patates cipsi, dondurma, şekerleme ve kekleri öncelikle tercih ettiklerini görebiliyoruz. Ancak bir yandan bu tür yağı azaltılmış veya yağsız ürün gamında artış yaşanırken, diğer yandan obezite de yaygınlaşmaya devam etmektedir. Artık bazı uzmanlar, insanların -özellikle Amerikalıların- göbek çeperlerindeki inanılmaz artışında, daha düşük oranda yağ içeren besinlerin bir rolü olup olmadığını sorgulamaktadırlar.
Aslında yağlar; vücudumuzun enerji sağlaması, hücre gelişiminin desteklenmesi, belli besin ve vitaminlerin emiliminin sağlanması ve önemli hormonların üretilmesi için gereklidir. Sonuç? Yağlar dosttur. Tabi nasıl tüketilmesi gerektiği bilinirse...

YAĞLAR NASIL TÜKETİLMELİ?
Diğer besin türleri gibi yağların da belli bir tüketim oranı söz konusudur: Uzmanlar, besinlerden aldığımız günlük enerji (kalori) miktarının yaklaşık %20-35 kadarının yağlardan alınması gerektiğini tavsiye etmektedirler. Yani bir çocuk veya kadının günlük alacağı yaklaşık 1200 kalorilik yiyecek yaklaşık 30-50 gram yağ içermelidir. Aynı şekilde günde yaklaşık 2500 kalorilik enerjiye ihtiyaç duyan yetişkin bir erkek veya aktif olan herhangi bir birey de 50 – 90 gram kadar yağ tüketmelidir.
Yapılan detaylı araştırmalarda; yağın miktarından çok, alınan yağların türü ve diyetimizdeki toplam kalori miktarının, kilo artışı ve buna bağlı rahatsızlıklarda rol oynadığını göstermektedir. Temelde yağlar iki türde sınıflandırılır:
· Kötü (sağlıksız) yağlar –  Bunlar, belli bazı hastalıklara davetiye çıkaran trans ve doymuş yağları içermektedir. Bunlar bazı hastalıklara yol açarlar.
· İyi (sağlıklı) yağlar – Bunlar, (kanola ve zeytin yağı gibi) tekli doymamış yağlar ve (balıklar, soya fasulyesi yağı, mısır yağı gibi) çoklu doymamış yağlardır ki bunlar da kalp ve diğer organlarımızla ilgili rahatsızlıklara yakalanma riskini azaltırlar.
Sağlık uzmanları, sağlıklı beslenme için aşağıdaki önerileri bizlere sunmaktadırlar.
· Trans yağları diyetinizden çıkarın: Aldığınız ürünlerin ambalajlarında yer alan besin değerlerine göz atın, trans yağlı ürünleri mümkün oldukça almamaya çalışın.  Bu tür yağlar genellikle fast food çeşitlerinde, hazır gıdalarda, margarinlerde ve pişmiş gıdalarda bulunur.
· Doymuş yağların kullanımını sınırlayın. Kırmızı et ve tam yağlı mandıra ürünlerini azaltıp bunlar yerine beyaz et (tavuk ve diğer çiftlik hayvanlarının eti), fasulye ve fındık gibi bitkisel protein açısından zengin gıdaları tercih edin. Yağlı süt ve süt ürünlerinden (peynir, yoğurt…) bunların daha az yağlı veya yağsız çeşitlerine geçiş yapın.
· Her gün omega-3 alın. Bu tür yağ asitleri balık, ceviz, keten tohumu ve yağı, kanola yağı ve soya fasulyesinde bulunur.

AZ YAĞ TÜKETİMİNİN SAKINCALARI:
· Yetersiz vitamin emilimi. Yağda eriyen ve en temel vitaminlerden olan A, D, E ve K vitaminlerinin emilimi, yağsız bir ortamda mümkün değildir. Bu vitaminler, büyüme, bağışıklık, hücre onarımı, kan pıhtılaşması gibi en temel vücut işlevlerinin yerine getirilmesi için gerekmektedir.
· Aşırı iştah. Kilo vermek isteyen hastalar, düşük yağ içeren diyetler sebebiyle, sürekli acıkma durumuyla karşılaşırlar. Bu da onların amaçlarına ulaşmalarını daha da zorlaştırır. 2010 Senesine ait Obesity adlı dergide yayınlanan bir araştırmada, 270 obez bireyden bir kısmı düşük (yani olması gerekenden daha az miktarda) yağlı, yüksek nişastalı ve düşük proteinli diyetle beslenmişlerdir. Daha çok yağ alan bireyler, açlık nöbetlerine daha ender yakalanmışlardır. İştahı kontrol etmenin en iyi yolu, uygun miktarlarda yağı beslenme planımıza dahil etmektir.
· Değişen ruh hali (!). Kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan beynimizdeki serotonin ve dopamin hormonlarının üretimi, yağsız veya düşük yağlı diyetlerle mümkün değildir. Konsantrasyon bozuklukları ve hatta depresyon baş gösterebilir!
Sonuç olarak; tüm yağların kötü olduğu ve en iyi beslenme türünün az yağlı beslenme olduğu şeklindeki eski inancımızı terk etmemizin vakti gelmiştir.  Bunun yerine; sağlıklı yağları bol, sağlıksız yağları az olan dengeli bir beslenme tarzını alışkanlığımız haline getirelim.
Çeviri: Atilla Erdem  (Çeviri için gerekli izin alınmıştır.)











Puan             : 0,8 / 6 Oy
Bu Habere Puan Verin: 0 1 2 3 4 5
 
 

Yazarın Tüm Yazıları

Sıra No Yazı Başlık Yazı Tarih Toplam Okunma Görüntüle
1 KARNIMDA BİR YARATIK VAR – 2 5.2.2016 11939
2 KARNIMDA BİR YARATIK VAR - 1 2.2.2016 1487
3 GENÇ VE OBEZ 22.1.2016 1532
4 YAĞLAR DOST MU DÜŞMAN MI? 19.1.2016 1354
5 TATİL KİLOLARINI ENGELLEMENİN 4 YOLU 8.1.2016 1561
6 HAREKET ZAMANI ! 2.6.2015 2106
7 Farklı Bir Fitness Oyuncağı: BOSU 4.5.2015 1846
8 Yeni spor oyuncağı: TRX 21.4.2015 1909
Bu Alana Reklam Verin
Reklam Metin 1
Reklam Metin 2
Reklam Metin 3
sayfa_goster.asp?sayfa_id=12
Döviz Bilgileri
Hava Durumu